Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Author Archive

Godflesh – Post Self


Extreme müzik denilince aklıma ilk gelen gruplardan biridir tabiki Godflesh, ama tüm extreme müziğin temelinde tek bir grup vardır. Napalm Death!

80’lerin ikinci yarısından sonra kurulan tüm gruplara ya müzikal olarak yada eleman olarak birşeyler veren tek grup olmuştur Napalm Death, herşeyin başlangıcı ve ilki o’dur.

Justin K. Broadrick’de Napalm Death ile Scum’ı yarattıktan sonra kendi yolunu çizmiş ve G.C. Green ile Godflesh efsanesini başlatmıştır. 1988 Godflesh, 1989 Streetcleaner, 1992 Pure, 1994 Selfless, 1996 bana göre zirve yaptıkları Songs of Love and Hate, 1999 Us and Them, 2001 Hymns…

Sonrasında J.K. Broadrick kendi denemelerini yaptı. 2014’de reunion modasına uyarak tekrar bir araya geldiler ve World Lit by Fire’ı çıkardılar. Broadrick bir söyleşisinde bu albümü ilk iki albümlerine benzetiyor olduğunu belirtir ancak G.C Green buna kesinlikle karşı çıkarak albümün daha fazla ruh barındırdığını söyler.

Yeni albüm Post Self aynı ismi taşıyan şarkı ile eski Godflesh’i hatırlatsa da genel olarak vasatın üzerine çıkamayan bir albüm.

Rise of the Necromancer


Diablo 3 için geçen yıl Blizzcon’da tanıtımı yapılan Rise of the Necromancer ek paketi 27 Haziran gecesi satışa sunuldu. 15 € gibi bir fiyattan alınan paket halihazırda 6 karakter bulunan Diablo 3 evrenine bir 7.’yi Necromancer’i ekliyor.

Oyunun genel olarak oynanış mekaniğinde bir değişiklik yok. Necromancer için 6 parçadan oluşan 4 yeni set ile 2’li bir silah seti de ekleniyor.

2012’de piyasaya çıkan bir oyun için 2017’de ek paket yapmak aynı grafik tasarımcıları ile çalışılmadığı takdirde biraz problemli oluyor. Nitekim portre fotoğraflarındaki kalitesizlik mi desem, acelecilikten mi desem biraz çiziktirilmiş gibi duruyor eski portrelere nazaran1. Eklenti ile gelen portre çerçevesi için de durum aynı.

Necromancer Set Dungeon’ları önceki set dungeon’lara göre fazlasıyla basit olmuş, 1’i hariç (onu da 2. seferde tamamladım) hepsini ilk seferde mastery yapmayı başarınca fazlasıyla şaşırdım. Anlaşılan öylesine hazırlanmış, üzerinde teknik olarak pek çalışılmamış set dungeon’lar olduğu anlaşılıyor. Yani yapımcılar set dungeon koymazsak olmaz demişler ve ekleyivermişler.

Challange Rift’ler güzel bir fikir, belki biraz daha geliştirilebilir. Her hafta salı günü güncellenen, önceden hazırlanmış (yani tüm pylon’lar, rare’ler ve champion’lar hep aynı yerde) ve belirlenen süre içinde tamamlanması gereken riftlerden oluşuyor. Başarılı olunca Death’s Breath ve Forgotten Souls dışındaki crafting material’lar elde ediliyor, leaderboard sıralaması içinde yer alabilmek ve hatta bunun için hırs yaparak tekrar tekrar oynamak mümkün.

Yeni haritalar oldukça titiz bir çalışmanın ürünü gibi duruyor. Shrouded Moors ve Temple of the Firstborn detaylı ve oldukça iyi dizayn edilmiş, portre grafikleri gibi baştan savma değiller.


  1. İlk deneyimlerimden sonra geçen hafta içinde oyuna gelen ilk güncelleme ile necromancer portre grafikleri ve portre çerçevesinde bazı düzeltmelerin yapıldığı belirtildi. Demek gözlemlerimde yanılmamışım. Zamanında çıkması için biraz aceleye getirilmiş, hatta placeholder olarak kullanılmışlar. 

Things 3 ßeta

İlk duyurulduğu zamandan bu yana çok uzun zaman geçti. Apple iOS 7 ile yeni tasarım sürecine girince sil baştan yeniden oluşturulmaya başlandı. O yıllardan bu yana to-do list’lerin popülerliği büyük oranda azaldı.


Tüm bunlara karşın betası için e-posta aldığımda bir an önce kullanabilmek için heyecanlanmadım değil. Ulysses’de de olan “Gol” sistemi Things’e de eklenmiş. Beni motive eder mi etmez mi tartışılır tabi. Yapacakları bitirdikçe ilerleyişi görmek güzel ama bitiremediğim şeyleri o listelerde görmek ve yapamayacağını fark etmek moral bozmuyor değil.

Boxer ve Dot-Matrix Printer Emülasyonu

Hafta sonu uzun zamandır beklediğim ancak programcısının artık herhangi bir geliştirme yapacağını düşünmediğim bir uygulama ile uğraşmakla geçti. Boxer. Büyük oranda gelişimini tamamlamış bir uygulama aslında, DOSBox için yazılmış bir kullanıcı arayüzü. Ancak MacOs’un kullanıcı dostu arabirimine yönelik o kadar ince detaylar düşünülerek geliştirilmiş ki bir daha Windows ile DOSBox kullanamaz oldum.

Oyun ve programların dökümanları ve kutu resimleri ile bir paket haline getirilebilmesi, DOSBox’dan farklı daha gelişmiş Roland MT-32 emülasyonu, Roland MT-32’nin LCD ekranında kimi programlar tarafından yazılan mesajları benzer bir biçimde ekranda gösterme gibi eski bilgisayarcılara yönelik baştan çıkarıcı detaylar.

Geçen yıllarda bu özelliklere bir de dot-matrix yazıcı emülasyonunun ekleneceğinden bahsedildi, ancak bu sürüm hiçbir zaman “public” olmadı.

Hazır yapacak çok birşey yokken oturdum kaynak kodunu GitHub’dan indirdim ve XCode ile derledim bu alpha sürümünü Boxerapp’in. Bir kez daha vuruldum programa. Alınan çıktı MacOs’un yazıcı arabirimine gönderiliyor ve istenirse PDF olarak kaydedilebiliyor. Normal text dosyalarının yazdırılması çok birşey ifade etmiyor belki ama grafik dosyalarını yazdırınca 1990’lı yılların başına bir yolculuk yapıyor insan.

İşte burada birkaç retro resim dosyasından emülasyon yolu ile alınan çıktı örneği var.

This slideshow requires JavaScript.

Bounteous Maximus – Diablo 3

Ordog – The Grand Wall

Sürekli Metallica Hardwired to Self Destruct dinlemekten bunalan bünyem için Finlandiya’lı grubun yeni albümü ilaç gibi geldi.

Pek fazla tanınmayan underground bir grup Ordog. Bir süredir kendilerini takip ediyorum. Yeni albümlerinin bu kadar iyi olmasını beklemiyordum açıkçası. Kaliteli yeni Doom Metal albümlerini bulabilmenin imkansızlaştığı günümüzde The Grand Wall’da oldschool Cathedral ve My Dying Bride izleri görebilmek mümkün.