Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Category “Apps”

iStat Menus

iStat Menus will not be leaving my menu bar.

Facebook’un gizlilik ayarları son derece karışık ve bir paylaşımda bulunduğunda kimin neyi görebildiğini hemen hemen hiç kimse tam olarak bilemiyor.

Spotify, Müzik ve Jazz Fusion

Bugünlerde Spotify sayesinde gereğinden fazla müzik dinleyebiliyorum. Normalde yüzüne bile bakmayacağım pek çok albümü hazır boş vakit de bulumuşken dinleyebilme şansı edindim. Bu albümler içinde en kayda değer olanları şu şekilde sıraladım.

  • Carcass – Surgical Steel
  • Death Angel – The Dream Calls for Blood
  • Metal Church – Generation Nothing
  • Motörhead – Aftershock
  • Paul McCartney – New
  • Pearl Jam – Lightning Bolt

Büyük heyecanla beklediğim Sepultura’nın yeni The Mediator Between Head & Hands Must Be The Heart albümü ise yetenekli davulcuları dışında bir hayal kırıklığı oldu.

90’lı yılların başında dinlediğim ve hayli etkilendiğim Technical Death Metal alt türü ise bu haftanın ağırlıklı dinlenen müzik türü oldu. Tony Choy ve Sean Malone gibi sıradışı bassçıları müzik dünyasına tanıtan Atheist, Pestilence ve Cynic en çok dinlediğim gruplar.

Pestilence’ın yeni albümü Obsideo hakkında ise internette farklı eleştiriler okudum. Çok sayıda eleştirmen albümü beğenmediğini belirtmiş. Albümü beğendikten sonra okuduğum bu eleştiriler insanın kendinden ve müzik zevkinden şüphe etmesine sebep oluyor. Bu yanıltıcı eleştirilerin ortak yönünü grubun tüm geçmişini ve müzik türünün gelişimini takip etmeden sadece bir önceki albümle kıyaslama yaparak yorumlamaları oluşturuyor. Birde sadece eleştirileri okuyarak yorum yazanlar var, onlara hiç değinmiyorum.

Apple’ın Gidişatı

iOS 7 ile başlayan ve skeumorphism’i ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar olarak algılanan Apple’daki yenilenme süreci daha kimsenin fark edemediği sorunları ortaya çıkardı aslında. Steve Jobs sonrası Apple yönetiminde gerçekleştirilen değişikliklerin kullanıcılara (ve müşterilere) sadece iOS ve MacOS’da görsel yenilikler yapılacağı şeklinde lanse edildi, oysa Apple kalite kontrol sisteminde büyük değişiklikler yapmışa benziyor.

Apple’ın bu aşamadan sonra asıl problemi, işletim sistemlerinin yeni görünümününün kullanıcılar tarafından kabul edilmesi değil, stabil çalışan ve bug’lardan arındırılmış bir iOS sürümünü kullanıcıların deneyimine sunabilmek olduğu anlaşılıyor.

PC’den Mac’e ve normal cep telefonlarından iPhone’a geçişimdeki en önemli etken stabil çalışan işletim sistemleri olmuştur. Ne yazık ki Apple’ın bir nevi Microsoft’laşmaya başladığını üzülerek izliyorum.

Kalite kontrolünden geçmeyen (yada çok hızlı geçen) iOS 7, Apple TV güncellemelerinden sonra bakalım Mavericks ile nelerle karşılaşacağız? Tek istediğim bilgisayarımda, telefonumda ve tabletimde stabil çalışan bir işletim sistemi. iOS 7.0.2’de iOS 7.0’da bile olmayan yeni bug’ları, hataları keşfetmek gerçekten can sıkıcı.

Elveda Google Reader!

2006 yılından beri her sabah e-postalarımı kontrol ettikten sonra açtığım ve düzenli olarak kullandığım web-uygulaması Google Reader’ı bu sabah son kez (serverlarının fişi çekilirken, yarım yamalak) kullandım.

Alternatifleri pek inceleme fırsatım olmadıysa da Google Reader’ın yerini tutabilmeleri için çok uzun zaman geçmesi gerekecek gibi.

Seni özleyeceğim Google Reader! Elveda!

iOS 7

Haziran ayında tanıtımı yapılan iOS 7’nin 1.betasını telefonuma geçtiğimiz hafta içinde yüklemiş bulundum. Beta sürümleri sürekli kullandığınız telefonlara yüklemenin tehlikelerinden bahsedilse de yazılım-donanım tehlikeleri ile yüzleşmeyi seven birisi olarak bir beta sürümünü en iyi her gün kullandığım telefonla en iyi şekilde test edilebileceğini düşünenlerdenim.

iOS 7’yi ilk gördüğümde gerçekten hayal kırıklığına uğradım. Windows Phone’a büyük ölçüde benzemesi, nedense bir türlü sevemediğim Avenir yazıtipi, genel görünümde skeumorphismin terkedilerek pastel tonlu renkli bir görünümün oluşturulması hiç hoşuma gitmemişti. Görünümün dışında uygulama geliştiriciler için sağlanan 1500’den fazla yeni API‘nin dışında yeni özellikler arasında beni çok etkileyen birşeyler de bulamamıştım.

Bakış açım iOS 7’yi telefonuma yükledikten sonra değişti. Genel görünümün retina ekranlı iPhone’lara çok daha fazla yakıştığını söyleyebilirim. Status Bar ile birlikte Wi-Fi ve GPS ikonları ince detaylı olarak çizilmiş, uygulama açılışındaki geçişler retina ekranın imkanlarından çok daha iyi yararlandığı görülüyor. 3 boyutlu parallax efekti ile arka-plan, ikonlar, ve en önde yer alan bildirim ekranı farklı katmanlar halinde render ediliyor, telefonu tutuş şeklinize göre ikonlar bakışlarınızı takip ediyor.

Yeni özellikler arasında en önemlisi Control Center. Hızlı kullanılması gereken özelliklerden (Bluetooth açma-kapama, parlaklık ayarı vb.) buraya toplanmış. El feneri yeni uygulama olarak bu bölümde yer alıyor.

App Store’un uygulamaları kendiliğinden güncelleştirmesi ve bunları Notification Center’da bildirim olarak vermesi beğendiğim özelliklerden biri.

Camera uygulaması içinde Instagram’da olduğu gibi çektiğiniz fotoğraflara filtreler ekleyebiliyorsunuz.

Safari’deki en önemli yenilik Shared Links bölümü. Twitter hesabınızda paylaşılan linklere doğrudan ulaşma imkanı sağlanmış.

Dosya paylaşımı konusunda AirDrop seçeneği sunulmuş olmakla birlikte denemelerimde çok etkili biçimde kullanamadım.

iOS 7 bir anlamda yeni nesil iPhone’lar için iOS 1.0 sürümü olarak tanımlanabilir. İlk iPhone çıktığından beri kullanılan tasarım iOS 7 ile tümüyle değişiyor. Yeni tasarımın mükemmel olduğu söylenemez ancak zaman içinde gelişeceği ve değişeceği unutulmamalı.