Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Category “Blog”

Yaz Saati

Dark_Skies-Daylight_Saving_Time

Bugün 4,5 ay gibi kısa bir süre süren normal saat uygulaması sonrası yaz saatine geçilen gün oldu. Kış’ı, karanlığı ve soğuk havayı seven benim gibi biri için zor bir durum maalesef. Yılın neredeyse 8 ayı yaz saati uygulaması ile geçiyor. Kabul edilemez bir durum.😬

WordPress vs. Tumblr.

WP_vs_TumblrYaklaşık iki ay önce blog’umu tumblr.’dan WordPress’e taşıdığımdan bahsetmiştim. Her iki servis kullanıldığında ortaya çıkan siteler, üç aşağı beş yukarı birbirine benzese de genel olarak iki içerik yönetim sisteminin (Content Management System) avantaj ve dezavantajları ile birlikte bazı farkları da var. (Bu yazıda WordPress’in kendi host’u üzerinden çalışan şekli WordPress.org ele alınmış olup, host’a ihtiyaç duymayan ancak daha az opsiyon içeren WordPress.com karşılaştırma dışı tutulmuştur.☺️)

Temelde iki platformu birbirinden ayıran en temel özellik, birinin özel bir şirketin ürünü, diğerinin ise açık kaynak kodlu yazılım olması (yani sahibi yok). Tumblr. birgün “biz kapatıyoruz arkadaş!” dediğinde (elbette içeriğin kopyası sunulacaktır bir şekilde) yapılabilecek çok fazla bir şey yok. WordPress iyi kötü açık kaynak koduyla ve içeriğinizin kendi hostunuzda olması sebebiyle kalıcı şekilde sürdürebilir kendisini.

WordPress’in geri planı MySQL veritabanı ve PHP’den oluşuyor. Tumblr. kendine özgü olarak Handlebars.js ve Ruby kütüphanesi olan Liquid karışımı bir kod üzerine kurulmuş durumda. WordPress kurulduğu host üzerinden çalışırken, tumblr. kendi sitesi üzerinden çalışıyor.

Öncelikle WordPress kullanıcıya biraz daha özgürlük vaad ediyor. Siteyi tasarlarken kullanılan temalar isteğe göre oldukça fazla opsiyon ve ince ayarlar sunabiliyor. Bununla birlikte Plug-In’ler ile çok değişik aracı siteye kolayca yerleştirebilmek mümkün.

Tumblr.’da da çok sayıda tema ve widget mevcut ama temalar ile widget’lar birbirine bağımlı olarak geliyor. Yani temalar belli widget’lar ile geliyor, kullandığınız temanın içinde yer alan widget’lar ile sınırlandırılmış durumdasınız. WordPress’deki bir plug-in’in hemen hemen tüm temalarla uyumlu olması gibi bir durum söz konusu değil. Read More »

Happy New Darkest Year Everyone

Christmas_Gift

Eskiden Hersey Ne Güzeldi!

1987 yılbasında, soguk bir kıs günü eve giren Commodore 64 ile basladı hersey. Görüntü kablosu kocaman tüplü televizyona baglanır, oyunlar kasetten yüklenirdi. Degisik oyunları oynanırdı ailecek. (Çünkü tek televizyon olurdu evlerde) Hafta ici açılmazdı, çünkü okul vardı, hafta sonu iple çekilir, cuma gecesi bütün hafta hayali kurulan oyunlar heyecanla oynanırdı.

Steven_Vitale-Saturday_Morning

Saturday Morning

Hersey ne güzeldi 1990’da 1991’de. Amiga bilgisayar vardı. Beyaz ekranda Workbench disketi tutan bir el. Disket sürücüden tuhaf sesler çıkardı yükleme esnasında. Mavi pencereli GUI’si vardı, kendine özel karakterleri, ikonları. Bazı programlar ve oyunlar sadece 1 MByte RAM’de çalışırdı. Dergilerden takip ederdik yeni çıkan oyunları, programları. MAC Adventure okurduk, eski oyunları yeniden oynardık.

Amiga_500

Amiga 500, not Plus model!

Müzik dinlemek ayrı bir keyifti. Kasete çekilirdi albümler, önceleri LP’den kopyalanırdı, cızırtılı olurdu ama bangır bangır gelirdi ses. Sonra CD’ler çıktı, daha kaliteli dedik ama bir yavanlık vardı, dijitaldi çünkü.

Hersey daha güzeldi eskiden, oynadığımız oyunun suyunu çıkarırdık, en ince detayları bilir, disketin içindeki hangi dosyanın ne işe yaradıgını ezberlerdik. Yaptıgımız hersey ayrı bir keyif verirdi, öylesine degildi hiçbirsey.

Amiga_500_Plus

Amiga 500 Plus Model

Sonra Amiga 500+ çıktı. Aynı eski Amiga’ydı, mor fondaki hareketli Workbench disketi dısında. Bazı oyunları çalıstırmazdı, problem çıkarırdı, ama çok güzel aletti. Hep hayal etmisimdir, karlı bir yılbaşı günü, okulun olmadıgı bir hafta sabah erkenden kalkıp Amiga’mın basına oturup saatlerce oyun oynamayı. F-29 Retaliator, Pirates!, Guild of Thieves…

Blog Tarihçesi

tumblr.’ın belirli sunucularına erişimin yasaklanması sebebiyle kısmen tuhaflaşan 10 yıllık blog’umu WordPress.org’ye taşımaya karar verdim.

Ücretsiz blog (veya içerik diyelim) servislerinin en önemli sorunu tüm içeriğin onların sunucusunda kalması ve sorunlar oluştuğunda ulaşılamaz hale gelmesi. İlk blogumu Blogger ile oluşturmuştum. Yaklaşık 2006–2008 arası kullandım. Daha sonra blogger’a erişim yasaklandığında 26 Ekim 2008’de LiveJournal’a (2008–2009) geçtim. Bir ara WordPress‘i de denedim. Daha organize ve hızlı paylaşım özellikleri bulunması sebebiyle 2009’da ise tumblr. kullanmaya başladım.

This slideshow requires JavaScript.

Hepsi ücretsiz olan bu servislerde yer alan içeriğimi tumblr.’da birleştirmeye çalıştım. Ancak iyi kötü içeriğin büyük kısmı tumblr. sunucularında kaldı. Tasarım ve görünüm olarak 2 Şubat 2013’de şeklini alan blog o zamandan bu zamana pek büyük değişim geçirmedi. Ta ki 06 Aralık 2015’de kendi alanıma taşımaya karar verinceye kadar.

Geçen yıl heveslenerek bir hosting satın aldım, kısmen taşıma işlemini gerçekleştirmiş, ancak gerekli düzenlemeleri yapmaya üşendiğimden kullanmamıştım, tumblr. ile yola devam etmiştim. Bu yıl kararlı bir şekilde WordPress ile birlikte tüm içeriği bir plug-in sayesinde kendi alanıma taşıdım, şimdi site tamamıyla elimin altında. Yedeğini alıp başka bir yere taşımak kolay, yaklaşık son bir haftadır bu işle uğraşıyorum.

Öncelikle sadece blogu taşıyıp bırakmadım. Tüm entry’ler tek tek incelendi, gözden geçirildi. Yıllar önce (ağırlıklı olarak 2009 yılı) twitter iletilerimin bloguma import edilmesi sebebiyle çok sayıda durum güncellemesi, wordpress’in post-type’larına uygun hale getirildi, çoğu ölü link düzeltilmeye çalışıldı. Kaybolan içerik tamamlanmaya çalışıldı. Yaklaşık 900 entry’den oluşan blog hayatım, gereksiz ve ne olduğu anlaşılamayan entry’lerin silinmesi ile 818 civarında enty’ye daraltıldı.

Kendi kendime oturup baştan sona baktığımda 2006 yılından itibaren güzel bir arşiv oluşmuş aslında. Nelerle uğraşmışım, ilgilenmişim, sayısız internet sitesi, uygulama kullanılmış, çoğu tarihin tozlu çöplüğünde kaybolup gitmiş artık. Paylaştığım linklerin hemen hepsi ölmüş, arada çok eskilerden kalan ve halan yaşayan linklerin olması şaşırttı tabi beni. Bundan sonra dışarıya link verirken (yada içerik paylaşırken) daha seçici olmam gerektiğini düşünüyorum. En azından içeriğin bir bölümü kopya edilerek kendi sunucumda barındırılabilir, neyin ne olduğu yıllar sonra bakıldığında bile anlaşılabilir böylece.

DN_on_WP

Hello World!

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start writing!

Yıllardır tumblr.‘da bulunan blog’umu, tumblr’ın Türkiye’de kısmen yasaklanması (yada belli adreslerinin yasaklanması nedeniyle içeriğimin kısmen ulaşılamaz olması) dolayısıyla WordPress‘e taşımaya karar verdim. Geçen yıl içinde de bu tarz bir çalışmam olmuştu ancak tumblr ile devam etmeye karar vermiştim.

Ne diyelim, hayırlı olsun!…