Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Category “Internet”

WordPress vs. Tumblr.

WP_vs_TumblrYaklaşık iki ay önce blog’umu tumblr.’dan WordPress’e taşıdığımdan bahsetmiştim. Her iki servis kullanıldığında ortaya çıkan siteler, üç aşağı beş yukarı birbirine benzese de genel olarak iki içerik yönetim sisteminin (Content Management System) avantaj ve dezavantajları ile birlikte bazı farkları da var. (Bu yazıda WordPress’in kendi host’u üzerinden çalışan şekli WordPress.org ele alınmış olup, host’a ihtiyaç duymayan ancak daha az opsiyon içeren WordPress.com karşılaştırma dışı tutulmuştur.☺️)

Temelde iki platformu birbirinden ayıran en temel özellik, birinin özel bir şirketin ürünü, diğerinin ise açık kaynak kodlu yazılım olması (yani sahibi yok). Tumblr. birgün “biz kapatıyoruz arkadaş!” dediğinde (elbette içeriğin kopyası sunulacaktır bir şekilde) yapılabilecek çok fazla bir şey yok. WordPress iyi kötü açık kaynak koduyla ve içeriğinizin kendi hostunuzda olması sebebiyle kalıcı şekilde sürdürebilir kendisini.

WordPress’in geri planı MySQL veritabanı ve PHP’den oluşuyor. Tumblr. kendine özgü olarak Handlebars.js ve Ruby kütüphanesi olan Liquid karışımı bir kod üzerine kurulmuş durumda. WordPress kurulduğu host üzerinden çalışırken, tumblr. kendi sitesi üzerinden çalışıyor.

Öncelikle WordPress kullanıcıya biraz daha özgürlük vaad ediyor. Siteyi tasarlarken kullanılan temalar isteğe göre oldukça fazla opsiyon ve ince ayarlar sunabiliyor. Bununla birlikte Plug-In’ler ile çok değişik aracı siteye kolayca yerleştirebilmek mümkün.

Tumblr.’da da çok sayıda tema ve widget mevcut ama temalar ile widget’lar birbirine bağımlı olarak geliyor. Yani temalar belli widget’lar ile geliyor, kullandığınız temanın içinde yer alan widget’lar ile sınırlandırılmış durumdasınız. WordPress’deki bir plug-in’in hemen hemen tüm temalarla uyumlu olması gibi bir durum söz konusu değil. Read More »

Mr. Robot

Mr. Robot

Geçen hafta izlemeye başladığım ve her akşam düzenli olarak bir bölümünü seyrettiğim Mr. Robot bu akşam izlediğim 10. bölümüyle sona erdi.

Güzel dizi olmuş, beğenerek, tüm bölümleri uyuklamadan(!) izlediğim yegâne dizilerden biri oldu. Hatta True Detective’den bu yana beni en çok etkileyen dizi oldu diyebilirim. (Gerçi çok fazla birşey izlediğimde yok ya! 😐)

Adamlar oturuyor kendi yarattıkları düzeni yine kendileri bir güzel eleştiriyor, yerden yere vuruyor, dalga geçiyor, biz de oturup ağzımız bir karış açık, hayran hayran seyredip sonra hiçbirşey olmamış gibi tekrar sakin, uyuz, rutin kendi yaşantımıza dönüveriyoruz.

Bir yerlerde bir hata yapıyoruz ama henüz anlayabilmiş değilim.

Computer_Repair_with_a_Smile

Darkest Notes Birthday

Facebook R.I.P.

Readmill

Severek kullandığım bir servis de yolun sonuna geldi. Readmill. 2011 yılı sonunda kullanmaya başladım. Hatta iPad almama sebep olan en önemli uygulamadır. 1 Temmuz’da internetin arşivinde yok olup gidecek.

Kapanacak uygulamaların export seçeneğini kullanmak hep hüzünlendirir beni. Yıllarca kullanıp oluşturduğun arşiv bir adet uyduruk veritabanı dosyasının içine konur, harici diskin derinliklerindeki bir klasör içinde kimbilir belki ben öldükten sonra bile kimsenin görmeyeceği bir yerlere gömülür.

Readmill okuma günlüğümü bir kitap haline dönüştürerek export etmeme imkan verdi. Orada bir yerlerde kaybolacağına, aradığımda bulabileceğim bir yerlerde dursun istedim.

Bazen herşey önemsizleşir. Hiçbirşey eskiden verdiği tadı vermez. Geçmişe baktığında hüzünlendiğin günlerin sayısı, umutla bakacağın gelecekteki günlerin sayısını geçtikçe sona yaklaştığın gerçeğini yüzüne çarpar. Günler öylesine yaşanır geçer…

via https://dayone.me/hDTzra

Facebook’un gizlilik ayarları son derece karışık ve bir paylaşımda bulunduğunda kimin neyi görebildiğini hemen hemen hiç kimse tam olarak bilemiyor.