Twitter Facebook Flickr Vimeo Last.fm github

Category “Story”

Enlightenment

Bugün hava kapalı, karanlık ve kasvetli… Yağmur yağar mı bilemiyorum. Günlerdir güneşin aydınlığına ve parlaklığına alışmışız, bugün sanki kış günü gibi karanlık. Gökyüzü gri renkli bulutlar ile kaplanmış, insanlar şikayetçi, “yaz günü nasıl bir hava bu böyle?” diyorlar. Gezmeyi dolaşmayı sevenler eve kapanmış, yaklaşan fırtına onları korkutmaya başlamış.

Gökyüzü iyice kararmaya başladığında, şimşekler bulutlardan bulutlara atlarken ortalığı kısa süre aydınlattığında, gürleyen gök ciğerlerimi titrettiğinde, rüzgar daha sert esmeye başladığında, insanlar hızlı adımlarla evlerine koşturduğunda, serinlik bastırdıkça, havanın karanlığı iyice arttığında benim içimdeki mutluluk da artıyor. Dışarının karanlığı ve kasveti ne kadar fazlaysa, benim içimdeki ışık o kadar fazla parlıyor.

Karanlığın adamıyım, karanlık bir adamım. Dışarısı ne kadar aydınlıksa, içim o kadar karanlık. Dışarının aydınlığı, içimdeki karanlığı bulandırıyor, ruhumun derinliklerindeki karanlığı seyreltiyor, sarhoş gibi yaşıyorum. Ama dışarısı karardıkça, ruhumun karanlığı saf bir hal alıyor. Karanlığı tüm bedenimde, ruhumda hissediyorum, aydınlanmaya başlıyorum.

Gloomy Story Fragments (Part 1)

En son ne zaman baktım yıldızlara ? Hatırlamıyorum, ama ne kadar çoklar ve benden ne kadar uzaktalar diye düşündüğümü hatırlıyorum. Şimdi bakınca yine aynı şeyi düşünüyorum. Uzun iskelenin sonundan kıyıya vuran dalgaların sesini dinliyorum, gözlerimi kapatıp hafifçe esen rüzgarı hissediyorum. Rüzgarı, denizin kokusunu son kez içime çekiyorum.

Sahil bekçisi iskelenin ucunda birşeylerin kıpırdadığını gördü, gözlerinin onu yanılttığını düşündü. Kulübesine doğru giderken, geriye dönüp tekrar dikkatle baktı, hafifçe kabaran denizden başka hiçbirşey göremedi.

Oradan çok uzaklarda uyuyamayan yaşlı bir kadın camdan gecenin karanlığını seyrediyordu. Gökyüzünde bir yıldızın kaydığını gördü. Yavaşça içini çekti, “Biri daha göçtü gitti bu dünyadan” dedi, ağır adımlarla yatağına döndü.

Karanlık Tarafta Kalmak

Bazı zamanlar içimdeki karanlık öylesine büyüyor ki beni içine çeken bir karadeliğe dönüşüyor. Herkes zaman zaman yorulur, acı çeker, sıkılır, bunalır, yolun sonuna geldiğini düşünür…. Tüm bu duygular zaman zaman zirve yapar, ama sonra yavaş yavaş yokolur gider.

Bende böyle olmuyor, yavaş yavaş artan karanlık artık her tarafı kaplıyor, içimi kemirmeye başlıyor, kalbimin derinliklerinde büyüyerek beni içine çekiyor. Bu karanlıktan çıkmak için yaptığım mücadele sadece yorulmama, bitkin düşmeme ve mücadele isteğimin azalıp yok olmasına sebep oluyor.

Dünyadan Ay’ın sadece aydınlık yüzünü görebiliyoruz. Ay’ın eksenine yerleştirilen yapay bir uydu olduğumuzu düşünsek ruh halimiz tıpkı normal insanlarınki gibi bazen Ay’ın karanlık yüzüne, bazen aydınlık yüzüne geçiş yapacak. Karanlıktan aydınlığa, aydınlıktan karanlığa, yavaş yavaş…

Ben ise önerilen çalışma süresini doldurmuş bir uydu gibiyim ve çok şanssızım, çünkü yörüngeden çıkarak Ay’ın karanlık yüzüne düşmüşüm, ebediyen sonsuz karanlıktan çıkmamak üzere….